Siirt, üç dilli bir vilayettir. Bu bakımdan zengin bir kültürü vardır. (ŞABBATLAR) Arapça’dır, (DIZZOLAR) Kürtçe, (HIRSIZLAR) Türkçe. Ancak (HARAMİLER) denildiği zaman bu her üç dilde de ortak bir ifade olur.
Aç olduğu için fırından ekmek çalan birine hemen (HIRSIZ) damgası yapıştırılır. Bu durumu ünlü Fransız yazar Victor Hugo (SEFİLLER) adı ile bilinen Romanında çok sürükleyici bir üslupla dillendirmiştir. Romanın Başkahramanı Jean Valjean’dır. Ailesine ekmek götürebilmek için hırsızlık yapan ve bu yüzden kürek mahkûmiyetine çarptırılan bir adam! Yazar, romanında ekonomik açıdan sefalet içindeki aileleri, yoksulluğu, toplumsal adaleti ve dayanışmayı merkezine almıştır. Tıpkı, günümüz Türkiye’sinde yaşananlar gibi!
Evet ve maalesef, aç olduğu için fırından ekmek çalan birilerine acımadan ve bu duruma düşmelerine yol açan nedenleri tartışmadan (HIRSIZ) damgasını yapıştırırken, gerçek ŞABBATLARI, DIZZOLARI, HIRSIZLARI veya ortak tanımlarıyla HARAMİLERİ görmezden geliyoruz. Samimi olarak vurgulayayım, aile fertlerim aç kalırsa, önce (ASKIDA EKMEK VAR MI) diye bakarım, askıda ekmek yoksa, çalarım…
Gelin, gerçek ŞABBATLARI, DIZZOLARI, HIRSIZLARI ve özetle cemiyetin yoksullaşmasına, ekmeğe muhtaç hale getirilmesine yol açan HARAMİLERİN kimliklerine bakalım…
Bu zat-ı muhteremler, müteahhit olarak devletin kurum ve kuruluşlarından inşaat ihaleleri almışlarsa 1 metreküp kuma 8 torba çimento konulması gerekirken, 4 torba koyarlar. Her metreküpten 4 torba çimento çalmış olurlar. 16’lık demir kullanılacak yerde 8’lik demir kullanırlar. Hazineye, resmi kurum ve kuruluşlara ait arsalara ucuz fiyatlarla konar, gökdelenler dikerek, yeşil alanları yağmalarlar.
(Özelleştirme) adı altında devletin fabrikalarını ucuz fiyatlara alır, kendilerine rant kapısı aralarlar. Ormanları, doğal yaşamı yok etmek pahasına, yeraltı madenlerini talan ederler. Aldıkları kredileri geri vermez, vergi ödememek için türlü dümenler çevirirler.
Bu gibiler, zaman-zaman (HIYIRSEVER İŞ İNSANLARI) kimliğiyle karşımıza çıkabilirler. Kur’an Kursları yaparlar, camiler, imam hatip okulları açarlar. Vakıflara yardım ederler, hatta, vakıflar kurarlar. Bu gibilerin en bariz örnekleri son yıllarda yaşanan olaylarla kanıtlanmıştır. Yetkililerin ve etkililerin daha önce (HAYIRSEVER İŞ İNSANLARI) payesini verdikleri birilerinin şimdilerde (FETHULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ) mensupları olarak yaftalandıkları unutmayalım. (FETHULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ) tasfiye edildi lakin, bu ülkede Fethullahçı terör örgütüne taş çaktıracak o kadar çok terör örgütleri var ki!
ADALETİ, MUMLA ARAMAK!
Alem-i İslamın İkinci Halifesi Hazret-i Ömer (Allah ondan razı olsun) ile ilgili olarak anlatılan bir MUM KISSASI vardır. Öyle zannediyorum ki, bu kıssayı bilmeyen yok gibi. Onun için tekrarlamaya gerek görmüyor ve (bilenler, bilmeyenlere anlatsın) diyorum.
MUM, bilindiği gibi en iptidai aydınlatma araçlarından biridir. Ancak, vakti zamanında o kadar önemli bir yeri vardı ki, nice darb-ı mesellere konu olmuştur. Hem, doğum günlerinde ve çeşitli kutlamalarda yaş pastaların üzerine dizilen mumlar ne kadar anlamlıdır.
Önce, mum ile ilgili deyimlerden ve atasözlerinden bir demet sunalım. Sonra tek bir vurguyla sözü gediğine koyalım:
*Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
*Caminin (mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur.
*Kadının şamdanı altın olsa, mumunu dikecek erkektir.
*Mum dibine ışık vermez.
*Bir mum al da, derdine yan.
*Mumlarla uğraşsaydım güneş batmazdı;
*Sevinç, yanmayan bir mumdur.
*Mumlar söndüğünde, tüm kadınlar adildir.
*Tanrı için bir mum, şeytan için bir mum yak.
*Bazen şeytana mum tutmak iyidir.
*Hayat rüzgarın önündeki bir mumdur.
*Mum almak için güneşi satmayın.
*Yarım kuruş bulmak için bir kuruşa mum yakmayın.
*Bir kişinin mumu, birçok kişiye ışık verir.
*Başkasının mumunu söndürürsen, sen de karanlıkta kalırsın.
*Bir mum başkalarını yakar ve kendini tüketir.
*Mum, kendi dibine ışık vermez.
*Karanlığa küfretmektense küçük bir mum yakmak daha iyidir.
Ve günümüzü çağrıştıran bir atasözü:
*ADALETİ MUMLA ARIYORUZ.
TAŞLAMA
YILLARDAN BERİ SİİRT
DEMİRKIRAT İSTİYOR
“KARA TREN GELMEZ M’OLA”
TÜRKÜSÜNÜ SÖYLÜYOR
SİİRT’İ ÇIKMAZ SOKAK
KONUMUNDAN KURTARIN
HEMEN BU GÜN BAŞLANSIN
ÇOK GEÇ OLACAK YARIN
75 YILDAN BERİ
KURTALAN’DA MIHLANDI
BİR DE BAKACAĞIZ Kİ
DEMİRKIRT ŞAHLANDI
KURTALAN EKSPRESİ
CİZRE’YE KADAR GİTSİN
SİİRT’İN ÇIKMAZ SOKAK
KONUMUNDAN KURTARSIN
KARA TREN GELECEK
DENİLİYOR SİİRT’E
TREN YETMİŞBEŞ YILDIR
MASAL GİBİ DİLLERDE
