1960 yılında 17 yaşlarında bir gençtim. Gazetecilik hayatım da o yıllarda başlar. Yani 27 Mayıs Darbesinin canlı şahitlerinden biri sayılırım. 1960 yılında gençlik olayları, gösteriler zirveye çıkmıştı. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde olaysız gün geçmiyordu.
Üst üste üç defa iktidara gelmek rahmetli Menderesi şımartmıştı. Hele çevresi öylesine şımarmıştı ki, bütün illerde sadece ve sadece DP’nin ve DP’lilerin borusu ötüyordu. Valiler, DP’nin il başkanları gibi hareket ediyorlardı. Devletin nimetlerinden sadece DP’liler yararlandırılıyor, makamlar, mevkiler, devletin ihaleleri DP’liler arasında paylaşılıyordu.
27 Mayıs darbesi olduğunda, millet sokaklara dökülmüş, gördüğü askerlerin boyunlarına sarılıp, kucaklıyordu.
Dönemin Başbakanı merhum Adnan Menderes de halkın sesine ve tepkilere adeta kulaklarını tıkamıştı. Gücüne ve iktidarına güveni tamdı. Ama 27 Mayıs 1960 günü uyandığında (Kafamı bozmasınlar, yedek subaylarla yönetirim) dediği silahlı kuvvetler darbe yapmış ve iktidarını alaşağı etmişti.
Rahmetli Menderes de gücüne mağrur olmuştu. Üst üste üç defa iktidara seçilmiş olmasını yanlış yorumlamış ve ülkede istediği gibi at koşturacağı sanısına kapılmıştı. Ama iktidardayken aslanlar gibi esip gürleyen Menderes, Yassıada Mahkemelerinde kuzuya dönmüştü.
27 Mayıs 1960 darbesinin öncesinde de Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığına bağlıydı. O zamanların güçlü Başbakanı Merhum Adnan Menderes’ti. Adnan Menderes de 1950 seçimlerinde güçlü bir halk desteğiyle iktidar olmuştu. Üst üste iki genel seçim almıştı. Üçüncü genel seçimde de iktidara gelmişti amma, özellikle üniversite gençliğinden sesler yükselmeğe başlamıştı.
Merhum Menderes döneminde iktidar partisi tarafından “VATAN CEPHESİ” kurulmuştu. O zamanlar televizyonlar yoktu. Hemen her gün radyolardan VATAN CEPHESİNE yapılan iltihaklarla ilgili haberler veriliyordu. Hiç unutmam, bir gün radyoları dinlerken, haberin verildiği tarihten takribi 2 yıl önce vefat etmiş olan bir akrabamızın ismi de verilerek VATAN CEPHESİNE girdiği okunmuştu. Yani, ölüler bile VATAN CEPHESİNDE GÖSTERİLİYORLARDI.
Rahmetli Adnan Menderes’in bir toplantı çıkışında dönemin Genel Kurmay Başkanı Şükrü Erdelhun tarafından paltosunun tutulduğuna dair fotoğraflar ihtilâl sonrasında gazetelerde yer almıştı. Menderes, orduyu öylesine hizaya getirdiğine inanıyordu ki “Kafamı bozmasınlar, gerekirse Orduyu Yedek Subaylarla yönetirim!” bile diyebilmişti.
Amma, DP iktidarının sonu yaklaşmıştı. Arkasında eski halk desteği yoktu. Kendisini en kuvvetli gibi gördüğü zaman diliminde 1960 yılının 27 Mayıs günü “gerekirse, yedek subaylarla yönetirim” dediği ordu tarafından devrilerek iktidarına son verildi. Menderes ve arkadaşları, Yassıada’da kurulan siyasi ağırlıklı bir mahkemede yargılandılar. Mahkeme Başkanı siyasi mahkûmlara “sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor!” diyerek, talimatlar doğrultusunda hükümler vermekteydi. Dönemin İçişleri Bakanı Namık Gedik, darbe yapıldığı gün intihar etmişti. Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildiler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, yaşı itibarıyla idam edilmekten kurtuldu. Diğer DP’liler de hapis cezasıyla cezalandırıldılar. Bilahare çıkarılan af yasalarından yararlanarak müebbet yatmaktan kurtuldular.
Yani, Ordu en zayıf zannedildiği zaman diliminde ihtilâl yaptı! Kendisini çok güçlü zanneden Menderes’i alaşağı ederek idam etti.
27 Mayıs darbesinin hedefi, dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve DP iktidarıydı. Merhum Adnan Menderes DP’nin iktidara geldiği 1950’den, darbeyle yönetimden uzaklaştırıldığı 27 Mayıs 1960 tarihine kadar dönemin TEK ADAMI GİBİYDİ. Ama 27 Mayıs 1960’ta olan oldu.
Ne diyelim, ibret alınsa, tarih tekerrür etmez!
TAŞLAMA
“FİLİSTİN-GAZZE” DİYE
HAVANDA SU DÖVERİZ
ABD HER NE DERSE
YİNE “EYVALLAH” DERİZ
ABD, HARAÇ ALIR
MÜSLÜMAN ÜLKELERDEN
ÜMİDİMİZ KALMADI
FİLİSTİN’DEN, GAZZE’DEN
EBABİL KUŞLARINA
KALDI ANLAŞILAN İŞ
BOZ ATLI HIZIR ARTIK
İMDADIMIZA YETİŞ
HALKI MÜSLÜMAN AMA
YÖNETİCİLER KAFİR
BİR ORTADOĞU VARDIR
GERÇEK OLAN BU ZAHİR
